28/8/2007 · Kategori: Ondan Kuluna , Kulundan Ona

Rabbim! Kalbimi Tut...



Rabbim! kalbimi tut,

etrafımı saran uçurumlara düşmemem için,

düşüncelerin oluşturduğu bilinmezlik denizinde kaybolmamam için,

nefsimin ve şeytanın gönlümü esir almaması için,

ellerimden tut Rabbim.

Rabbim!geçici ve boş şeylerle yorulan kalbimi Sevginle doldur

her şeye Senin sevginle bakabilmeyi öğret…

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

28/8/2007 · Kategori: Ondan Kuluna , Kulundan Ona

Rabbim Bana Öyle Bir İnsan Sevdirki...



Rabbim

Bir insan koy kalbime

Ama o insan senin de

sevdiğin olsun


Ve bana öyle bir insan sevdir ki

O insanın kalbi Seninle sevişen bir mabed olsun.

Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce

Onunla buluşmuş olan sen olasın

Onunla el ele tutuştuğumuzda

İkimizin üzerinde Senin elin olsun


Bana öyle gözler göster ki

Ben o gözlerden sana bakayım

Bana öyle bir sevgili ver ki

O gözler cennete açılan iki pencere olsun

Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki

Kılavuzumuz sen olasın ey Rabbim


Öyle bir sevgili ver ki bana

Ona sarıldığımda kainat bize baksın

Birbirine sarılsın

Sevgimiz kurtla kuzuları barıştırsın

Bize bakıp şeytan Adem’e secde etsin

Günah sevap uğruna kendini feda etsin

Ölüler birer birer uyansın sevgimizle

Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!

Sevgimizde Muhammed sevilsin

Öyle sevelim ki birbirimizi

Hz. Hatice göklerden bize seslensin


Ve desin ki;

“Bak ya Muhammed bak şu sevgililere onlar bizde… biz de onlardayız.

Bak Aşkımız bir kez daha yaşanıyor yeryüzünde..

Allah Aşkımızı öyle çok seviyor ki binlerce insana yaşatıyor..

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

24/8/2007 · Kategori: Ondan Kuluna , Kulundan Ona

Ey Nurlarin Nûru


Ey Allah’im! Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline öyle bir salât ve rahmet eyle ki; onunla bizi bütün korku ve âfetlerden kurtar, bütün ihtiyaçlarimizi yerine getir, bütün kötülüklerden temizle, katindaki derecelerin en yücesine yükselt, gerek hayatta ve gerekse öldükten sonra bütün hayirlarin en yüksek gayesine ulastir! Duâmizi kabul eyle, ey dualara cevap veren! Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

Allah’im! Efendimiz Muhammed’e ve onun âline; gece gündüz degistikçe, sabah-aksam birbirini takip ettikçe, gece gündüz tekrarlandikça, Kutup yildizi ve onun arkadasi dogdukça salât eyle! Onun ruhuna ve Ehl-i Beytinin ruhlarina bizden mânevi hediyeler ve selâm ulastir! Ona ve onlara, mahser ve ebediyet gününe kadar çok çok rahmet ve bereket ihsan eyle! Bu salavâtlardan her birisi hürmetine bizi magfiret eyle, bize merhamet et ve bize lütufta bulun!


Allah’im! Senin nurlarinin deryâsi, sirlarinin kaynagi, inâyetinin pinari, hidâyetinin günesi, memleketinin semâsi, huzuruna götüren imami, mahlukatinin en hayirlisi, yaratilmislarin Sana en sevimlisi, kulun, sevgilin ve elçin, nebiler ve rasulleri kendisiyle sona erdirdigin ümmi peygamberin olan Efendimiz Muhammed’e, diger nebi ve resullere, onun bütün âl ve Ashabina, mukarreb meleklere, göklerin ve yerlerin ahâlisinden salih kullarina salât eyle! Allah’in rizasi onlarin ve bizim hepimizin üzerine olsun! Âmin. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.

Allah’im! Sirlar semasinin günesi, nurlarin mazhari, celâl medarinin merkezi, cemal feleginin kutbu olan ebediyyete mensub latif Muhammed’in zâtina salât eyle! Allah’im! Onun Senin katindaki sirri ve Sana olan manevi yaklasmasi hürmetine korkumu emniyete çevir, hatalarimi sil, hüzün ve hirsimi gider, benim destekçim ol, beni benden alip Kendine götür, yaklastir, benligimden geçmeyi bana nasip et, beni nefsime meftun ve hislerimle perdelenmis kilma, bana her gizli sirri aç! Yâ Hayyu Yâ Kayyum! Yâ Hayyu Yâ Kayyum! Yâ Hayyu Yâ Kayyum!


Allah’im! En üstün rahmet, en mükemmel selam ve en güzel selametlerini, peygamberligin baslangici ve sonu, risalet semasinin günesi, en parlak nur, en temiz sir, kiyamet gününde Kevser havuzunun ve sefaatinin sahibi, melek ve insanlarin efendilerinin efendisi, Allah’in yaratiklara karsi delili, peygamberlerin sultani, Allah’in seçkin kullarinin rehberi, Âlemlerin Rabbinin Habibi, Efendimiz ve en sereflimiz olan Hz. Muhammed’e (Allah ona, bütün âl ve Ashabina salât ve selam eylesin) nasib eyle.

Allah’im! Kalblerin tabibi ve ilaci, bedenlerin âfiyet ve sifâsi, gözlerin nuru ve isigi olan Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Ashabina salât ve selam eyle.


Allah’im! Sayende içinden çikilmaz islerin çözüme kavustugu, sikintilarin dagildigi, ihtiyaçlarin yerine getirildigi isteklerin elde edildigi, iman ile dünyadan göçme maksadina erildigi ve onun serefli yüzü suyu hürmetine buluttan yagmur indirmesi için Allah’a yalvarildigi Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Ashabina, her göz açip kapamada ve her nefeste Sence bilinen nesneler sayisinca en mükemmel bir salât ve eksiksiz bir selam eyle. Allah’im! Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Ashabina, Allah’in mülkü var olmaya devam edildigi müddetçe ve Allah’in ilmindeki nesneler sayisinca ebedi salât ve selam eyle.


Allah’im! Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Ashabina, ezelden ebede kadar ve Allah’in ilmindeki varliklar sayisinca salât ve selam eyle.

Allah’im! Ümmi, kadri yüce ve serefi büyük peygamberin olan Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Ashabina salât ve selam eyle.


Ey nurlarin nuru! Ey kullarina karsi sonsuz lütuf ve ihsan sahibi olan Latîf! Ey kullarinin hatalarini örten Settar! Peygamberlerin kandili, evliyalarin yildizi, asfiyâlarin ay ve semsi, cin ve insanlarin günesi, Dogu ve Bat’inin isigi olan Efendimiz Muhammed’e salât eylemeni, vücudumuzu irfan gögüne çikarmani, görünen varligimizi ihsan makaminda sabit tutmani Senden niyaz ediyoruz. Duamizi kabul buyur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.

Allah’im! Nuru bütün yaratiklardan önce varolan, ortaya çikisi âlemler için rahmet olan, Efendimiz Muhammed’e, gelip geçmis, henüz gelmemis, iyi olup saadete ermis, kötü olup azabi haketmis yaratiklar adedince ve her sayiyi asacak, her siniri tasacak, sonsuz, nihayetsiz, bitip tükenmeyen bir salât ve rahmet eyle. Bu bizzat Senin ona yaptigin ve varliginin devam ettigi ebediyyet müddetince kesilmeyen bir salât olsun.


Kendisine, hak ile batil birbirinden hikmetle ayiran Furkan-i Hakimin Ars-i Azamdan ve Rahman-i Rahimden indirildigi, Mirac ve “Ne göz sasti, ne de baska bir seye bakti” âyetinin sahibi olan Efendimiz Muhammed’e salât ve selâm olsun, ey Allah’in Resûlü! Ezel sabahindan mahser gününe kadar Muhammed’in gönül çekici varligina salavât olsun.


Hz. Peygamber’in gül yüzüne zaman zaman salavât getirmek, ölünceye kadar bana farz-i ayn olsun. Milyon salât, milyon selam sana olsun ey Allah’in vahyinin emiri!


Allah’im! Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Ashabina agaçlarin yapraklari, denizlerin dalgalari ve yagmurlarin damlalari sayisinca salât, selam ve bereketler ihsan eyle! Allah’tan baska hiçbir Ilah bulunmadigina ve Hz. Muhammed’in Allah’in resulu olduguna sehadet ederim.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

24/8/2007 · Kategori: Peygamberlerin Dualari

Hz.Adem´in Tevbesi (Duasi)



 *** Allahhümme inneke ta´lemü sirri ve alaniyeti fakbel ma´zirati ve ta´lemu haceti fe a´tini sü´li ve ta´lemü ma fi nefsi, fagfir li zünubi.
Allahümme inni es´elüke imanen yübasiru kalbi ve yakinen sadikan hatta a´leme ennehu len yusiybeni illa ma ketebte li ve ardini bi ma kasemte li" ***



Yüce Allah, Hazreti Adem (a.S)´in tevbesini kabul ettiginde o, Kabe´ýi yedi defa tavaf ederek iki rekat namaz kilmis, sonra Kabe´ye yönelerek bu duayi okumustu. Adem (a.s)bu tevbeyi okuyunca Cenabi Hakk söyle buyurdu:

"Ey Adem! Seni bagisladim. Senin neslinden bana bu dua ile yalvaran olursa, onun günahlarini da bagislarim.
Bütün sikinti ve kederlerini giderip gönlünden fakirlik korkusunu cikaririm.
O istemese de dünya ve dünyaliklar kendiliginden ona gelir."

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

24/8/2007 · Kategori: Salavatlar

Peygamberimize salavat getirmek üzerine


Bilindiği üzere Efendimiz (sas) Hazretleri’nin adı anıldığında duyan her Müslüman’ın salavat getirmesi ihmal edilmez bir görevi, unutulmaz bir vefa borcudur.

O kadar ki, O’nun irşadıyla var oluş hikmetini anlayan her Müslüman’ın üzerine bu salavatın ömründe bir keresi farz, sonrakileri vacip, tekrarlarda ise sünnet olduğu bildirilmiş, salavatın terki ise şefaatten mahrumiyete sebeptir, denmiştir.

İyilik gördüğü kimselere iyilik etme minnettarlığı duyan, hatta bir kahvenin kırk yıl hatırını sayan insanlar, ebedi hayatını kurtarmaya vesile olan Resulüllah’a da (sas) elbette minnettarlık duyacak, adını duyunca büyük bir hürmet ve sevgiyle salavat getirecek, böylece gösterdiği bu bağlılıkla da şefaatine nail olacaktır.

Nitekim Ahzab Suresi ayet 56’da Rabbimiz de salavat getirmeyi emretmektedir:

–Şüphesiz Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na tam bir teslimiyetle salat ve selam edin!.

Bu ayetin emri gereği olarak ömürde bir defa salavat getirmek farz, sonraları her ilk duyuşta vacip, aynı yerde tekrarlanmalarda ise sünnet olduğu ifade edilmiştir. Anlaşılan odur ki, getirilen salat–ü selamdan hem Rabbimiz, hem de melekleri razı olmakta, ayrıca melekler salavat getirenlere de dua etmekteler. Hadis kitaplarında görüyoruz ki, Efendimizin (sas) Cennet’teki makamının yükselmesine sebep olan salavatı okuyan insana melekler, “Allah da senin makamını yükseltsin!” diye dua etmekte, öteki melekler de bu duaya amin demekteler. Salavat getiremeyene ise, “Allah da senin makamını yükseltmesin!” diye tepki göstermekte, öteki melekler de bu tepkiye amin diyerek iştirak etmekteler. Demek ki, Efendimizin (sas) adını duyunca salavat getirenler meleklerin hayır duasını alır, getirmeyenler ise bedduasına maruz kalırlar. Ayrıca, Peygamberimiz (sas) de, adını duyduğu halde salavat getirmeyen vefasız ümmetine kırılmakta, bunu da “burnu sürtülsün!” sitemiyle dile getirmektedir.

Salavatın çeşidi sayılamayacak kadar çoktur. Bunların en meşhurları da namazlarda tahiyyattan sonra okuduğumuz, “Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed” ile “Sallallahü aleyhi vesellem” salavatlarıdır. Manaları şöyle özetlenebilir:

–Rabbimizin rahmeti, meleklerinin istiğfarı ve bizim de selamımız Efendimiz Hazreti Muhammed ve ailesi üzerine olsun.

Bu gibi salavatlar Efendimize has bir dua olduğundan O’na mahsus duayı Rabbimiz reddetmez.

Bu niyetle bizler de özel dualarımıza redde uğramayan salavatla başlar, salavatla bitirirsek iki makbul dua arasına aldığımız duamızın kabul olacağını ümit ederiz.

Okuma ve yazmalarda ise Efendimizin (sas) adı geçince açıkça:

–“Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed” yahut da “Sallallahü aleyhi ve sellem” demek en güzeli olduğu gibi, yazanların salavatın baş harfleriyle (asm) yahut da (sas) şeklinde işaretlemeleri de salavatı hatırlatmak demektir. Ancak yazıda bu gibi salavat getirme işaretleri çoğalınca okuyanlar bazen zorlanmakta ve maksadının aksine, hürmet için konan işaretler bazen hürmet zedelenmesine de sebep olmaktadır. Böyle bir hürmet eksilmesine sebep olmaktansa işaretleri azaltıp okuyanın irfanına bırakmakta isabet olsa gerektir.

Efendimize getirilen salavat, günahının affına sebep denemez. Çünkü O’nun böyle bir durumu söz konusu değildir. Makamının yükselmesine vesiledir. O yüzden Efendimizin makamını kimse tahmin ve tespit edememektedir. Çünkü her saniye, iyiliğine sebep olduğu ümmetinden nehirler gibi salavat duaları akmakta, böylece yükselmenin hiç durmayıp kıyamete kadar da devam edeceği anlaşılmaktadır.

Tarihi bir saygı örneği:

Sultan Mahmud Gaznevi, Muhammed adındaki hizmetçisine her defasında çok sevdiği bu Muhammed adıyla hitap ettiği halde bir defa da babasının ismiyle hitap eder. Buna üzülen hizmetçi, neden çok sevdiği güzel ismiyle değil de babasının ismiyle çağırdığını sorunca Sultan’dan şu cevabı alır:

–Ben her defa abdestli bulunuyor, o yüce ismi abdestle söylüyordum. Bu defa abdestim yok! O mübarek ismi abdestsiz ağzıma almaktan utandım!

Mübarek ismi duyduğu halde gönlü kıpırdamayan salavat tembellerine ithaf olunur.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »